Submitted by KüreselKriz on Çrş, 02/24/2010 - 23:42
Küreselleşme felsefesinin en önemli kolu ekonomiktir. Bir alıcının ve birde satıcının olduğu pazarda değişim aracı olarak, paraya ihtiyaç vardır. Küreselleşmede önümüze çıkan sorunlardan biri de dünya nüfusunun % 25’ ni teşkil etmesine karşılık, dünya sermayesinin % 80’ inin küreselleşmeyi motive eden batılı ülkelerin (G-7) elinde bulunması problemidir. İleri teknoloji, mal ve hizmet üretimi ile birlikte aynı merkez sermaye gücünü de elinde bulundurmaktadır.
Submitted by KüreselKriz on Çrş, 02/24/2010 - 23:39
1989 yılında soğuk savaşın sona ermesinin ardından içinde bulunduğumuz dünya çok hızlı bir değişim sürecine girmiş bulunmaktadır. Bu sürecin temelleri uzun yıllar öncesine dayanan bir küreselleşme süreci olarak değerlendirmek doğru olacaktır. Bu süreçte üç temel nokta önem taşımaktadır. Bunların ilki ; 1453 yılında Osmanlılar tarafından İstanbul’ un fethiyle sona eren Ortaçağ karanlığından kurtulmaya çalışan Batı’ nın deniz aşırı yeni keşiflere yelken açmasıyla ortaya çıkan zenginleşmelere dayalı gelişmelerdir.
Submitted by KüreselKriz on Çrş, 02/24/2010 - 23:37
Tarihsel süreç incelendiği zaman dünyanın bazen tek kutuplu, bazen iki, bazen de çok kutuplu uluslar arası sistemlere sahne olduğu görülecektir. Bu uluslar arası sistemlerin en çok değişime uğradığı zaman dilimi 20. yüzyıl olmuştur. 20. yüzyıl içerisinde ; II. Dünya Savaşı öncesinde genelde güç dengeleri üzerine kurulu ve eşit güçte birçok devletin oluşturduğu “çok kutuplu” II.
Son yorumlar
1 yıl 15 hafta önce
2 yıl 25 hafta önce